Anasayfa / Makalelerimiz / Tıbbi Malpraktis ve Sağlık Hukuku Hakkında Bilgilendirme
Tıbbi malpraktis, hekim veya sağlık kuruluşu tarafından yürütülen teşhis, tedavi, takip veya tıbbi müdahale sürecinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği iddialarından doğan uyuşmazlıkları ifade eder. Bu tür uyuşmazlıklarda; tıbbi müdahalenin niteliği, hastanın aydınlatılması, alınan onam, tıbbi kayıtlar, komplikasyon ile kusur ayrımı ve zarar ile müdahale arasındaki illiyet bağı birlikte değerlendirilir. Her olay, kendi tıbbi ve hukuki özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir.
Tıbbi malpraktis uyuşmazlıkları, sağlık hizmetinin kim tarafından ve hangi hukuki ilişki içinde sunulduğuna göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özel hastane, özel klinik veya serbest hekim tarafından sunulan sağlık hizmetlerinde özel hukuk hükümleri; kamu hastaneleri ve diğer kamu sağlık kuruluşlarına ilişkin iddialarda ise idare hukuku kuralları gündeme gelebilir. Bu nedenle görevli yargı yolu ve uygulanacak hükümler, somut olayın niteliğine göre ayrıca belirlenir.
Tıbbi müdahalenin kamu hastanesi, devlet üniversitesi hastanesi veya başka bir kamu kurumu tarafından sunulması halinde, idari eylemden doğan zarar iddiasıyla idare mahkemesinde tam yargı davası gündeme gelebilir. İYUK m.13 uyarınca, idari eylem nedeniyle zarar görenlerin dava açmadan önce, zararı öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde, genel dava açma süresi içinde dava açılabilir; idare mahkemelerinde genel dava açma süresi kural olarak altmış gündür.
Özel hastane veya özel hekimlere ilişkin uyuşmazlıklarda ise görevli mahkeme ve uygulanacak hükümler, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre değerlendirilir. Bu alanda sözleşmesel ilişki, tüketici hukuku, vekâlet ilişkisi veya somut olayın özelliğine göre başka özel hukuk hükümleri gündeme gelebilir. Görev ve süre değerlendirmesi bu nedenle dosya bazında ayrıca yapılmalıdır.
Kamu sağlık kuruluşlarına ilişkin iddialarda, yukarıda belirtilen idari başvuru süreleri önem taşır. Özel hukuk alanına giren tıbbi müdahale uyuşmazlıklarında ise zamanaşımı, hukuki ilişkinin niteliğine göre değişebilir. Genel haksız fiil sorumluluğunda Türk Borçlar Kanunu m.72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; fiil aynı zamanda ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa bu süre uygulanır.
Bu nedenle tıbbi müdahalenin kamu kurumu mu yoksa özel sağlık hizmeti çerçevesinde mi gerçekleştiği, hangi sorumluluk rejiminin uygulanacağı ve hangi sürenin esas alınacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Malpraktis iddialarında maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. Maddi tazminat bakımından tedavi giderleri, ek bakım ve iyileşme masrafları, çalışma gücü kaybı, kazanç kaybı ve kalıcı sakatlık nedeniyle doğan zararlar değerlendirilebilir. Manevi tazminat bakımından ise olayın kişinin beden ve ruh bütünlüğü üzerindeki etkileri, yaşanan elem ve üzüntü ile somut olayın özellikleri dikkate alınır. Her dosyada hangi zarar kalemlerinin talep edilebileceği ayrıca incelenmelidir.
Tıbbi malpraktis uyuşmazlıklarında hasta dosyası, epikriz, ameliyat notları, aydınlatılmış onam belgeleri, laboratuvar ve görüntüleme kayıtları, bilirkişi incelemesi ve diğer tıbbi belgeler önem taşır. Delillerin tam ve düzenli biçimde değerlendirilmesi, kusur ve zarar incelemesi bakımından belirleyici olabilir. Bu nedenle tıbbi kayıtların korunması ve sürecin belgeler üzerinden incelenmesi önem taşır.
Bu sayfada yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tıbbi malpraktis ve sağlık hukuku uyuşmazlıkları; sağlık hizmetini sunan kurumun niteliği, hukuki ilişkinin türü, başvuru süreleri, delil durumu ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

