Anasayfa / Çalışma Alanları / İdare Hukuku
İdare hukuku, kamu idarelerinin işlem ve eylemleri ile bunlardan doğan hukuki uyuşmazlıkları konu alan hukuk alanıdır. İdarenin tesis ettiği işlemler, uyguladığı yaptırımlar, kamu gücüne dayanan tasarrufları ve idari faaliyetlerinden kaynaklanan zararlar, idare hukuku kapsamında değerlendirilebilir.
İdare ile kişiler veya kurumlar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda; işlemin hukuka uygunluğu, yetki, sebep, konu, şekil ve amaç unsurları ile idarenin sorumluluğu gibi hususlar önem taşır. Bu nedenle idare hukukuna ilişkin her uyuşmazlık, somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir.
İdare hukuku, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin idari faaliyetlerini ve bu faaliyetlerden doğan uyuşmazlıkları düzenleyen hukuk alanıdır. Kamu kurumlarının tesis ettiği işlemler, aldığı kararlar, uyguladığı yaptırımlar ve idari eylemler, bu alan içinde değerlendirilir.
İdare hukukunda uyuşmazlık, çoğu zaman bir idari işlemin iptali, idari eylem veya işlem nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen zararın giderilmesi ya da idari yaptırımların hukuka uygunluğunun denetlenmesi şeklinde ortaya çıkabilir.
İdari dava, kamu gücüne dayalı idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargı mercileri önüne taşınmasıdır. Uyuşmazlığın niteliğine göre iptal davası, tam yargı davası veya vergi uyuşmazlıklarına ilişkin davalar gündeme gelebilir.
İdari davalarda, kamu kurumunun yaptığı işlemin hukuka uygun olup olmadığı, kişiye zarar verip vermediği veya mevzuata aykırı sonuç doğurup doğurmadığı incelenir.
İdare hukukuna ilişkin süreçlerde farklı uyuşmazlık türleri ortaya çıkabilir. Bunlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
İdari yargıda dava açma süreleri, uyuşmazlığın türüne ve uygulanacak mevzuata göre değişebilir. Bu nedenle dava açma süresi bakımından her dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Tebligat tarihi, başvuru süresi ve idari başvuru yollarının kullanılıp kullanılmadığı önem taşır.
Bazı durumlarda idareye ön başvuru yapılması gerekebilir; bazı durumlarda ise doğrudan dava açılması gündeme gelebilir. Sürelerin hak düşürücü nitelik taşıyabildiği durumlar bulunduğundan, sürecin usul yönünden dikkatle incelenmesi gerekir.
İdari davalarda dava dilekçesinin, ilgili yargılama usulüne uygun şekilde hazırlanması gerekir. Dilekçede genel olarak:
yer alır.
Uyuşmazlığın niteliğine göre tebligatlar, idari başvuru belgeleri, kurum yazışmaları, ödeme kayıtları, işlem örnekleri ve diğer resmi evrak da dosya kapsamında önem taşıyabilir.
İdare hukukundan doğan uyuşmazlıklarda görevli merci, davanın türüne göre değişebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri veya Danıştay gündeme gelebilir. Bu nedenle hangi yargı merciinin görevli olduğunun öncelikle belirlenmesi gerekir.
İdare hukukuna ilişkin incelemelerde; işlem tarihi, tebligat tarihi, başvuru usulü, idarenin dayandığı mevzuat, işlem gerekçesi ve ortaya çıkan hukuki sonuçlar birlikte değerlendirilir. Her uyuşmazlık aynı usule tabi olmadığından, dava türü ve başvuru yolu somut olaya göre belirlenir.
Alanya’daki ofisimizde, idare hukukuna ilişkin konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık faaliyeti yürütülmektedir. Bu kapsamda, idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında hukuki durum değerlendirmesi yapılmaktadır.
Bu sayfada yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. İdare hukukuna ilişkin her işlem ve uyuşmazlık; işlemin türü, tebligat tarihi, başvuru usulü, görevli yargı mercii ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

