Anasayfa / Makalelerimiz / İflas Hukuku Hakkında Bilgilendirme
İflas hukuku, iflasa tabi borçlular hakkında alacaklıların toplu şekilde tatminini amaçlayan hukuk alanıdır. İcra ve İflas Kanunu’nda iflas, borçlunun haczedilebilir bütün malvarlığının belirli usuller içinde paraya çevrilerek alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılmasını sağlayan bir tasfiye yolu olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle iflas, haciz yolundan farklı olarak tek bir alacak için değil, borçlunun malvarlığının bütüncül tasfiyesi sonucunu doğurur.
İflas, iflasa tabi bir borçlunun malvarlığının toplu tasfiye usulüne göre değerlendirilmesidir. İcra ve İflas Kanunu bakımından iflas yolu, herkese uygulanabilen genel bir takip yolu değildir; yalnızca kanunen iflasa tabi kişiler hakkında mümkündür. Tacirler ve kanunen tacir gibi sorumlu tutulan bazı kişiler bakımından iflas yolu gündeme gelir. Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde de bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişinin tacir olduğu düzenlenmiştir.
İflas, uygulamada genel ve özel sebepler çerçevesinde gündeme gelebilir. Genel olarak vadesi gelmiş borcun ödenmemesi iflas takibine konu olabilir. Bunun yanında İcra ve İflas Kanunu’nda, doğrudan doğruya iflas halleri ayrıca düzenlenmiştir. Kanunun 177. maddesine göre; borçlunun yerleşim yerinin bilinmemesi, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya buna teşebbüs etmesi, haciz sırasında mallarını saklaması, ödemelerini tatil etmesi ve kanunda ayrıca gösterilen bazı özel haller doğrudan doğruya iflas sebebi olabilir.
İflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, kural olarak borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. İcra ve İflas Kanunu’nun 155 ve devamı maddelerinde, ödeme emri gönderilmesi, borçlunun itirazı, itiraz edilmemesi halinde ticaret mahkemesinden iflas kararı istenmesi ve iflas talebinin ilanı gibi usuller düzenlenmiştir. Adi iflas yolu ile takip, kambiyo senetlerinden bağımsız alacaklar bakımından kullanılan yollardan biridir. Kambiyo senetlerine dayalı iflas yolu ve doğrudan doğruya iflas ise farklı şartlara tabidir.
Doğrudan doğruya iflas, alacaklının önce icra takibi yapmaksızın ticaret mahkemesinden iflas talep edebildiği özel halleri ifade eder. Bu yol, kanunda sınırlı olarak sayılan durumlarda mümkündür ve her borç ilişkisi bakımından otomatik olarak uygulanmaz. Hangi durumda doğrudan iflas yoluna başvurulabileceği, İcra ve İflas Kanunu’nun 177. maddesi ile bağlantılı diğer hükümler çerçevesinde somut olaya göre değerlendirilir.
İflas kararının verilmesiyle birlikte müflisin haczedilebilir mal ve hakları iflas masasına girer. Alacaklılar bireysel takiple değil, iflas masasındaki usule göre hak ileri sürer. İflasın açılmasıyla birlikte alacakların kaydı, sıra cetveli, tasfiye işlemleri ve masaya ilişkin diğer işlemler gündeme gelir. Bu süreçte hangi işlemin ne zaman ve nasıl yapılacağı, tasfiyenin adi veya basit şekilde yürütülmesi, alacaklılar toplantıları ve diğer sonuçlar dosyanın niteliğine göre ayrıca incelenir.
İflas hukukunda uygulamada özellikle şu başlıklar gündeme gelebilir:
Bu başlıkların her biri, borçlunun statüsü, takip yolu ve somut olayın özelliklerine göre farklı usullere tabi olabilir.
Bu sayfada yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. İflas hukukuna ilişkin her işlem ve uyuşmazlık; borçlunun iflasa tabi olup olmadığı, seçilen takip yolu, mahkeme ve icra süreci ile somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

