Anasayfa / Makalelerimiz / Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir? Hangi Hallerde Açılır?
.png)
Tapu iptal ve tescil davası, taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde en sık başvurulan dava türlerinden biridir. Tapu sicilinde yer alan bir kaydın hukuka aykırı şekilde oluşturulduğu ya da gerçeği yansıtmadığı durumlarda, bu kaydın iptal edilerek taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescil edilmesi amacıyla açılır. Bu dava türü, mülkiyet hakkının korunması bakımından büyük önem taşır ve çoğu zaman ciddi delil değerlendirmesi gerektirir.
Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinde yer alan mevcut kaydın geçersizliğinin tespit edilerek silinmesi (iptal) ve taşınmazın doğru kişi adına yeniden kaydedilmesi (tescil) talebini içeren bir davadır. Bu dava, ayni hakka ilişkin olduğu için sonuçları doğrudan mülkiyet hakkını etkiler.
Tapu kayıtları kural olarak doğru kabul edilse de, bazı hallerde kayıt ile gerçek durum arasında farklılıklar ortaya çıkabilir. İşte bu gibi durumlarda tapu iptal ve tescil davası açılarak hukuki durumun fiili duruma uygun hale getirilmesi amaçlanır.
Tapu iptal ve tescil davaları, farklı hukuki sebeplere dayanarak açılabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar aşağıda yer almaktadır.
Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını gerçekte bağışlamak istediği halde, tapuda satış gibi göstermesidir. Bu durumda görünürdeki işlem ile tarafların gerçek iradesi arasında fark vardır.
Mirasçılar, murisin ölümü sonrasında tapu iptal ve tescil davası açarak taşınmazın miras payları oranında adlarına tescil edilmesini talep edebilirler. Bu tür davalarda murisin gerçek iradesinin ispatı büyük önem taşır.
Hile, bir kimsenin diğerini kandırarak iradesini sakatlamasıdır. Taşınmaz devrinin hileyle gerçekleştirilmesi halinde, hileye maruz kalan kişi tapu iptal ve tescil davası açabilir.
Örneğin; yaşlı veya hukuki bilgiye sahip olmayan bir kişinin yanlış yönlendirilerek taşınmazını devretmesi bu kapsama girer. Hile iddiasının ispatı, somut delillerle yapılmalıdır.
Taşınmaz devrini yapan kişinin fiil ehliyetine sahip olmaması durumunda, yapılan işlem geçersizdir. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya geçici bilinç kaybı gibi nedenlerle ehliyetsiz olan kişinin yaptığı tapu işlemleri iptale tabidir.
Bu davalarda sağlık raporları, tanık beyanları ve tıbbi kayıtlar büyük önem taşır.
Vekil, kendisine verilen yetkiyi vekalet verenin menfaatine uygun şekilde kullanmak zorundadır. Vekaletin kötüye kullanılması halinde, yapılan tapu devri hukuka aykırı hale gelir.
Örneğin, taşınmazı satma yetkisi verilen bir vekilin, taşınmazı değerinin çok altında ve kendi yakınına devretmesi bu kapsama girer. Bu durumda tapu iptal ve tescil davası açılabilir.
Tapu siciline yapılan tescilin hukuki bir sebebe dayanmaması halinde yolsuz tescilden söz edilir. Kadastro hataları, yanlış ölçüm veya idari işlemler nedeniyle yapılan tesciller bu gruba girer.
Yolsuz tescil durumunda, gerçek hak sahibi tapu iptal ve tescil davası açarak hakkını talep edebilir.
Bu dava, tapuda taşınmaz malik olarak görünen kişiye veya onun mirasçılarına karşı açılır. Davalı tarafın doğru belirlenmesi, davanın seyri açısından kritik öneme sahiptir.
Yanlış kişiye karşı açılan davalar, usulden reddedilebileceği için profesyonel hukuki destek büyük önem taşır.
Tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Yetki kesin nitelikte olduğu için başka bir yerde dava açılması mümkün değildir.
Tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı, davanın dayandığı hukuki sebebe göre değişiklik gösterir. Muris muvazaası gibi bazı davalarda zamanaşımı söz konusu olmazken, hile ve hata gibi durumlarda belirli süreler içinde dava açılması gerekir.
Bu nedenle dava açmadan önce hukuki durumun doğru şekilde değerlendirilmesi son derece önemlidir.
Tapu iptal ve tescil davalarında ispat yükü davacıya aittir. Tanık beyanları, yazılı belgeler, banka kayıtları, sağlık raporları ve bilirkişi incelemeleri davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Delillerin eksiksiz ve doğru şekilde sunulması, davanın kabul edilme ihtimalini önemli ölçüde artırır.
Tapu iptal ve tescil davaları, teknik ve detaylı bir hukuki bilgi gerektirir. Yanlış strateji, eksik delil veya usule aykırı işlemler telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.
Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukatla hareket edilmesi, davanın sağlıklı ve etkili şekilde yürütülmesini sağlar.

